Göktürk prensi (Öl. 635). Göktürk Hakanı Çuluk
Kağan'ın küçük oğlu. Babası, bir Çin prensesi olan, üvey annesi İçing
Hatun (Katun) tarafından zehirletildi. Yerine geçen amcası Kara
Kağan'ın düşüncesiz yönetimi ve kıtlık yüzünden, Türk ordusu,
Çinlilere yenildi. Kürşad da esir edilerek, Çin'e götürüldü (630).
Kara Kağan, Çin'de ölünce (634), Çinliler, kendi taraftarları olan
Göktürk prensi Sirba'yı, Türk hakanı yaptılar. Sirba, Çin'e bağlanmayı
kabul etti.
Türkler, gizlice çalışarak, kırk kişilik bir ihtilal
birliği kurdular ve başına Kürşad'ı getirdiler. Kürşad, birlik
başkanlığını, ihtilal başarıya ulaşırsa, imparator olmamak ve
siyasetle uğraşmamak şartıyla kabul etti. İhtilalciler, Kürşad'ın
kardeşinin oğlu İşpera'yı (İşbara), Türk kağanı ilan ettiler. Bu
sırada Çin tahtında Tang'ların ikinci imparatoru Li-şih-min vardı.
Türk ihtilal birliği başkanı Kürşad'ın planına göre, imparator Li-şih-min,
önce esir edilerek Türk iline kaçırılacak, sonra da Çin sarayında esir
bulunan Türk soyluları ve Çinlilerin elinde bulunan Türk topraklarıyla
değiştirilecekti. Çin imparatorunun, her gece kılık değiştirerek
başkent Çangan'da dolaştığı da, Türk ihtilal birliği tarafından
biliniyordu. Ancak, kararlaştırılan gece şiddetli yağmur yağdı ve
imparator, saraydan çıkmadı. Kürşad, ihtilal planını değiştirerek,
imparatorun sarayına bir baskın yapmayı kararlaştırdı. O gece kırk
Türk, Çin imparatorluk sarayını bastı. Yüzlerce Çinli muhafız
öldürüldü. Ancak, imparator ele geçirilemedi. İhtilalciler, Çin
başkentinden ayrıldılar. Fakat, büyük bir Çin ordusu, bunları takip
etti. İhtilalciler, Vey ırmağı kıyısında durdular. Kabaran ırmağı
geçemediler. Burada yapılan efsanevî savaşta, kahramanca dövüşen ve
kendilerini koruyan Kürşad ve arkadaşları, birer birer ecel şerbetini
içtiler.
Bu ihtilal, başarıya ulaşamadı, ancak, Türklerin içindeki
istiklal ateşini yeniden alevlendirdi ve bir süre sonra Göktürk
devleti yeniden kuruldu.