Selçuklu Devleti'ne
adını veren Selçuk Bey, Aral Gölü ile Hazar Denizi arasına hakim olan
Oğuz Devleti'nin komutanlarından Dukak Subaşı'nın oğludur. Babası
ölünce, yerine, 18 yaşındaki Selçuk Bey, subaşı oldu. Genç yaşına rağmen,
yüksek mevkilere ulaşan Selçuk Bey'in giderek artan itibarı, Oğuz
Devleti'nin Yabgusu ve eşini rahatsız edince; Selçuk Bey, kendisine
bağlı aşiretiyle birlikte Oğuz Yabgu Devleti topraklarını terk etti.
Selçuk Bey ve maiyetindekiler, 985 ve takip eden yıllarda güneye
giderek, Seyhun Irmağı kenarındaki Cend şehrine geldi. Yerleştikleri
bölge, dönemin İslam ülkeleriyle sınır durumundaydı.
Selçuk Bey yönetimindeki Oğuz Türkleri,
kısa zamanda İslamiyeti kabul etti. Bu durum, Selçuk Bey ile Yabgu'nun
arasını iyice açtı. Selçuk Bey, "Müslümanlar, gayrimüslimlere haraç
vermez' diyerek, Yabgu'nun haraç memurlarını kovdu ve bağımsızlığını
ilan etti. Ardından, çevresindeki gayrimüslimlere karşı cihada başladı.
Selçuk Bey'in istiklalini ilan etmesi, Yabgu'ya karşı direnmesi ve
cihada girişmesi, bölgede itibarını giderek artırdı ve Yabgu'ya karşı
olan Türk beyleri, kendisinin etrafında toplanmaya başladı. Böylece, Maveraünnehir'de üstünlük sağlayan Selçuk Bey, Müslüman olan
Samanilerle anlaşarak, Buhara yakınlarındaki Nur kasabasına yerleşti.
Mikâil, Arslan, İsrail, Yusuf ve Musa adındaki oğullarıyla birlikte,
Büyük
Selçuklu Devleti'nin temellerini atan Selçuk Bey, yüz yaşında vefat
etti.