Sultan Dördüncü Mehmed
Han zamânında hizmet gören Osmanlı vezir ve sadrâzamlarından. Aslen
Çerkez’dir. Evliyâ Çelebi ona Bıyıklı Mehmed Paşa demektedir.
Yaklaşık 1585 yılında doğmuştur. Nasıl yetiştiği hakkında klasik
kaynaklarda yeterli bilgi yoktur. Sultan Dördüncü Murad’ın vezîriâzamı
Tabanıyassı Mehmed Paşanın kethüdâlığından yetişerek 1637’de Şam,
1638’de Diyarbakır vâliliğine getirildi. 1638 yılı Bağdat Seferinde
Diyarbakır Beylerbeyi sıfatıyla muhâsaraya katıldı. Sefer dönüşü ise
Bağdat Beylerbeyliğine tâyin edildi (1639). Derviş Mehmed Paşa,
Bağdat’taki görevi sırasında âsâyişi temin ettiği gibi harpler
dolayısıyla şehirde meydana gelen tahribâtı büyük ölçüde îmâr etti.
Zirâat ve ticâretin gelişmesini sağladı. 1644’te vezirlik pâyesiyle
Halep, 1646’da Anadolu daha sonra da Silistre’ye tâyin olundu. Bu
esnâda meydana çıkan Girit harbi dolayısıyla Çanakkale Boğazına gelen
Venedik donanmasına karşı, boğazın kara tarafından korunması görevini
üstlendi. Mahâretle yerleştirdiği toplar sâyesinde büyük zâyiât veren
düşman donanması kaçmak zorunda kaldı (1649). 1651 yılında Anadolu
Beylerbeyliği zamânında zuhûr eden Celâlî eşkıyâsına karşı sert
tedbirler aldı. 1652’de kapdân-ı deryâ olan Mehmed Paşa, Sadrâzam
Tarhuncu Ahmed Paşanın azli üzerine, Sultan Dördüncü Mustafa Han
tarafından bu göreve getirildi. 1654 yılında sadrâzamlık görevinden
alınan Mehmed Paşa, 1655 senesi Rebîülevvel ayının başlarında vefât
etti. İstanbul’da Çemberlitaş’ta Atik Ali Paşa Câmi-i şerîfi avlusuna
defnedildi.
Ölümünde yaşı altmışa
yakındı. Huy olarak halîm ve orta derecede iktidarlı olup, çok
cömertti. “Para kazanmak; zirâat, ticâret ve imâretle olur.” derdi.
Nitekim kendisi de Bağdat vâlisiyken, Basra yoluyla Hindistan, İran ve
Haleb’e adamları vâsıtasıyla para gönderip muhtelif eşyâ satın alarak
maiyetinin (emri altında çalışanların) ihtiyâcını temin ettikten sonra
kalanını tüccara sattırır ve bundan külliyetli kâr temin ederdi. İran
aşîretlerinin yaylak için Şehrezur sahralarına çıkışlarında onlardan
ucuz fiyatla tedârik ettiği koyunları, Bağdat’ta yaptırdığı kasap
dükkanlarında kestirip maiyetinin ihtiyaçlarını dağıttıktan sonra
narhtan bir akçe noksanıyla halka sattırırdı. Ayrıca Bağdat’ta birkaç
yerde fırın yaptırıp maiyeti olan levent, içoğlanı ve sâir kimselerden
on bin kişinin ekmeğini verdikten sonra, kalanını ucuz fiyatla halka
sattırırdı. Bu hâlleri dolayısıyla Bağdat’ta, paşanın kalabalık
maiyeti ve muhâfız askerden dolayı iâşe sıkıntısı olmaz ve halk da
bundan istifâde ederdi. Bu sebeple pek çok sevilip sayılırdı.