Osmanlı Devleti'nde
Dîvân-ı Hümâyûn'un mutad toplantılarının dışında veziriâzamın
başkanlığında kurulan dîvân. İkindi namazından sonra toplandığı için
bu tabirle anılır.
Bâbıâlî’de, Dîvân-ı
Hümâyûn, belli günlerde toplanırdı. Sadrazamlar, burada bitirilemeyen
veya padişaha arza lüzum görülmeyen işleri, kendi konaklarında
dîvân
toplamak suretiyle hallederlerdi. Bu dîvânın toplanması, Salı,
Perşembe veya başka günlerde olabilirdi. Sadrazamdan başka hiçbir
vezir, ikindi dîvânı toplayamazdı. Dîvân başlamadan önce
mehter
çalınması âdetti. Sadrazam; dîvâna başkanlık eder, akşama kadar dava
dinler, yaptıracağı bir işi derhal yaptırır veya emrini verirdi. Kendi
yapamayacak ise veya padişaha bildirilmesi icap ediyorsa, Dîvân-ı
Hümâyûna arz ederdi. Eğer mesele, dinî bir hükmün öğrenilmesi ve
gereğinin ona göre yapılması ise, Kazaskere ve İstanbul
Kadısına
havale ederdi. Onlar da, ne yapmak icap ettiğini, yazıyla bildirirlerdi.
Sadrazam bunu kabul ederse, tasdik ederdi. İkindi dîvânına herkes
müracaatta bulunabilir, burada Türkçe bilmeyenler için, hazır
tercümanlar bekletilirdi.
Sadrazam seferde bulunduğu zaman da, özel bir merasim ve duadan sonra,
kendi otağında, ikindiden sonra dîvân kurulurdu. 1826’da
yeniçeri
ocağının kaldırılmasından sonra, ikindi dîvânı toplantılarına son
verildi.