Osmanlılarda devlet hizmetlerinde
çalışmış, büyük makamlarda bulunmuş Rumlar hakkında kullanılan
deyim.Merkezi Fener’de bulunan
Rum Patrikhânesi etrafında
toplandıklarından bu ismi almışlardır. Bunlar, çoğunlukla İstanbullu ve
Egeliydiler. Fenerliler, Rum patrikliğine bağlı yarı dinî hizmet
sahipleriydi. Bunlar arasında lisan bilenler ve siyasî işleri
kavrayanlar, Tanzimat dönemine kadar,
Osmanlı Devleti'nin Avrupa
devletleriyle olan münasebetlerinde görev aldılar. Fenerliler,
tercümanlık ve kâtiplik gibi görevlerden başka, Eflak ve Boğdan
beyliklerine de tayin edildiler. Bu görevleri Romen tarihi açısından
incelendiğinde; bazı sosyal ve iktisadî çalışmaların yanında rüşvet,
ahlâkî düşüş, vergilerin artması, arazinin küçülmesi ve Yunan
tesirinin artması görülür. Yani Fenerlilerin, Eflak ve Boğdan’daki
devri, bir inhitat (gerileme) dönemidir.
Fener’in tarihî
aileleri olan Fenerliler, 18. yüzyılın ikinci yarısından itibaren
Fener’i terk etmeye başladılar. Çok zenginleşen Fenerliler, Boğaziçi’ne
yerleştiler. Özellikle Arnavutköy, Kuruçeşme ve Tarabya taraflarında
oturmaya başladılar. 1821’den sonra, bu ailelerden birçokları
İstanbul’u terk ederek, Yunanistan ve diğer Avrupa ülkelerine
yerleştiler. Bugün Türkiye’de, eskiden meşhur olan bu ailelerin
soyundan gelen pek az aile kalmıştır.
Bunlardan, Prens unvanını alan beylerin çocuklarına “beyzâde”,
hanımlarına “donma”, kızlarına “domanica” adı verilirdi.