Türk devletlerinde askeri
ve sivil kuruluşlarda kullanılan bir unvan.
Moğolca büyük erkek kardeş
manasındaki “aka” kelimesinden Türkçeleşmiştir. Bu manâsından başka,
bazı lehçelerde baba, dede, amca, dayı, abla gibi yaşça büyük
akrabalar için kullanılmaktadır. Ağa kelimesi, unvan olarak kağanlar
devrinden itibaren kullanılmıştır. Moğol prenslerine de aka unvanı
verilmekle beraber, bu unvan daha çok tanınan bir soydan olmayan, fakat
hizmetleri sayesinde önemli mevkilere yükselen devlet adamlarına
verilmiştir. Timurlular devrinde ise, bu unvanın sadece kadınlara
verildiği kaynaklardan anlaşılmaktadır.
Akkoyunlu Devleti'nde, bey
zümresine mensup olmayan vazifeliler, "Ağa" unvanını kullanmışlardır.
Aynı şekilde Türk ve Moğol devlet teşkilatına bağlı kalan
Safevi
Devleti'nde de oymak ileri gelenleri, avcıbaşılar, darugalar, elçiler,
saray hadımları, bu unvanla anılmışlardır.
Kaçarlar devrinde ise, mülki
memurlar için ağa unvanı kullanılmıştır.
Osmanlılarda devlet
teşkilatının genişleme ve gelişmesinden sonra ağa kelimesi, askeri
teşkilatta çok kullanılan bir unvan haline geldi.
Eyalet ve
sancakların valileri olan paşa ve beylerden sonra merkez askeri
teşkilatının bütün emirleri, saray kuruluşlarının başında bulunanlar
ve ihtisab ağası gibi bir kısım
yöneticilerin, bu unvanı taşıdıkları
görülmektedir. Ağa unvanı taşıyanların, çok defa vazifeleri veya
şekilleri ile tarif edilmeleri de, bu unvanın yaygın bir şekilde
kullanılmasından ileri gelmiştir.
Osmanlı Devleti'nde ağa unvanının
kullanıldığı yerlerden bazıları şunlardır: Yeniçeri ağası,
harem
ağası, hazine ağası, kızlar ağası, silahtar ağa, rikabdar ağa, kol
ağası, çuhadar ağası, iç ağası, tatar ağası.
On dokuzuncu asırda
Yeniçeri ocağının kaldırılmasıyla başlayan yeniliklerden sonra, ağa
unvanı, yerini bazı unvanlar hariç, efendi ve bey unvanlarına
bırakmıştır. 1934’ten sonra, imtiyaz anlatan diğer kelimelerle birlikte
ağa unvanı da kaldırılmıştır.