Osmanlı Devleti zamanında, esirlerden yahut
devşirme
ile Hıristiyanlardan toplanan çocuklar, meslek itibariyle Türk-İslam
unsuruna ve milletine yabancı oldukları için, acemi tabiri
kullanılmıştır. Bu acemi neferler, asker ocağına yeni gelmiş, askeri
talim ve terbiyeyi henüz öğrenmeye başlamış olanlardır.
Acemi oğlanları, kırk evden bir hesabıyla devşirilirdi. Alınan
oğlanların yaşları, 10-20 arasında olurdu. Zeki ve kibar olanları
saraya iç oğlanı olarak, kuvvetli olanları da
bostancı ocağına
alınırlardı. Acemi oğlanı alınan bölgenin halkı, bazı vergilerden muaf
tutulurdu.
Savaşlarda esir alınan veya devşirme usulüyle reayadan toplanan bu
çocuklar, önce Türkçe ile İslami esaslar öğretilmek üzere 4-5 yıl
Anadolu ve
Rumeli’deki Türk çiftçi ailelerine verilirlerdi. Çiftçilik
yapmayanlar, acemi oğlanı olamazlardı. Çifti çubuğu olan köylüye
verilen acemi oğlanlarının yoklamalarını yapmak için, ikisi Rumeli’de
ikisi Anadolu’da olmak üzere dört kişi görevlendirilirdi. Bunlara
“Kethüda” denilirdi. Kethüdalar, memur oldukları yerlere giderler;
oradaki oğlanların, verilen yerde çalışıp çalışmadıklarını kontrol eder
ve yıllık vergilerini de bunları hizmetinde kullanan köylüden
alırlardı.
Acemi oğlanlar, bulundukları çiftçinin yanındaki hizmetleri
bitirdikten sonra İstanbul’a getirilirlerdi. Mensup oldukları yerlere
göre Rumeli veya Anadolu Ağası’nın tezkeresi ile bunlara birer akçe
ulufe tayin edilip, yeniçeri yazılırlardı. Ulufeye yazılanlar, Yeniçeri
ocağının malı olurdu.
Acemi oğlanları, padişah ve
vezirlerin saray hizmetinde,
ağa ve yeniçeri
katipliklerinde, gemi ve oda hizmetlerinde, inşaat ve nakliye
hizmetlerinde de çalıştırılırlardı.