Karamanoğulları
(Karamanoğlu)
Beyliği
On üçüncü
asırda, Konya ve
havâlisine hâkim
olup, 1487
senesine kadar
devam eden büyük
Türk beyliği.
Karaman aşîreti,
Oğuzlar'ın
Avşar boyuna
mensuptur.
Türkiye
Selçuklu sultanı
Birinci Alâeddin
Keykubad
(1219-1237),
Türkmen
aşîretlerini
Bizans ve
Kilikya
hudutlarına
yerleştirmişti.
Bu sırada, 1228
senesinde
Kilikya,
Ermenilerden
alınınca,
Ermenek
taraflarına da
Karaman aşîreti
yerleştirildi. O
zaman, Karaman
aşîretinin beyi
Sadeddin oğlu
Nûre Sufî idi.
Türkmenler
üzerinde nüfuz
sahibi olan Nûre
Sufî,
Hıristiyanlara
ait yerleri
zaptederek
topraklarını
genişletti. Ölüm
tarihi
bilinmeyen Nûre
Sufî’den sonra
oğlu Kerîmüddin
Karaman, aşîret
beyi oldu. Bu
sıralarda
Türkiye
Selçukluları
Devleti,
Moğol-İlhanlıların
kontrolüne
girmişti.
Karaman Bey;
Ermenek, Mut,
Gülnar, Mer’a ve
Silifke
kalelerini
muhasara etti.
Ermenek’i ele
geçirdi. Sahip
olduğu
topraklarda,
serbestçe
hareket ediyordu.
Bundan dolayı
Türkiye Selçuklu
sultanı
Dördüncü Kılıç
Arslan,
Karaman Beyin
hadise
çıkarmasından
çekinerek ona,
Lârende (Bugünkü
Karaman)
Kalesini iktâ
olarak verdi.
Aynı zamanda
kardeşi Bunsuz
da, Selçuklu
sultanının
sarayında
“candar” yani
muhafız olarak
görevlendirildi.
Fakat,
uç beylerinden
bazılarının
cezalandırılmasından
endişelenen ve
bir gün sıranın
kendilerine
geleceğini
düşünen Karaman
Bey, beraberinde
kardeşi
Zeynül-Hac ve
Bunsuz olduğu
halde, 20.000
kişilik bir
kuvvetle Konya
üzerine yürüdü.
Ancak, Gevele
Kalesi önünde
yapılan
muharebede
Selçuklu veziri
Muînüddin
Pervâne,
Karamanlıları
mağlup etti.
Karaman Beyin
kardeşleri
Zeynül-Hac ve
Bunsuz
yakalanarak
Konya’da idam
edildi.
Karaman
Beyin, 1262
senesinde vefatı
üzerine, Sultan
Dördüncü Kılıç
Arslan, bunun
oğullarını
Gevele Kalesine
hapsettirdi ise
de, Vezir
Muînüddin
Pervâne’nin
müdahalesi ile
serbest bıraktı.
Kardeşlerden en
büyüğü olan
Şemseddin
Birinci Mehmed
Bey, Ermenek
tımarına sahip
olarak Karaman
Beyi oldu.
Mehmed Bey,
aşîret reisi
olduktan bir
süre sonra isyân
eden Hatiroğlu
ile birleşerek
Selçuklulara
karşı faaliyete
geçti ve
Bedreddin Hutenî
komutasında
üzerine
gönderilen
Selçuklu-İlhanlı
ordusunu, Göksu
Derbendinde, âni
bir taarruzla
bozguna uğrattı.
Daha sonra Konya
üzerine
yürüyerek, Cimri
lakabı verilen
Alâeddin
Siyavuş’u
Selçuklu sultanı
ilan etti.
Mehmed Bey,
yanında Alâeddin
Siyavuş olduğu
halde, 1277
senesi Mayıs
ayının on
ikisinde
Konya’ya girdi
ve Siyavuş’un
veziri oldu.
Toplanan
dîvânda
Türkçe'den
başka dil
kullanılmamasına
karar verdi. Bir
süre sonra
Akşehir ve
civarında
Sâhib
Atâoğulları
idaresindeki bir
orduyu yendi. Bu
sefer dönüşü
Konya’ya
sokulmayan
Karamanoğlu
Mehmed Bey,
Ermenek’e
çekilmek
mecburiyetinde
kaldı. Bu sırada
Sâhib Cüveynî
komutasındaki
Selçuklu-İlhanlı
ordusu, Konya’ya
geldi. Bu ordu
ile yaptığı
çarpışmada
yakalanarak bazı
kardeşleri ile
birlikte
öldürüldü
(1277). Bu
hâdise, bir süre
için
Karamanlıları
sindirdi.
Mehmed Beyin
yerine, kardeşi
Güneri Bey
geçti. Bu da,
Selçuklu
şehzadeleri
arasındaki
saltanat
mücadelesinde
büyük rol
oynadı. Güneri
Bey, 1286
senesinde Tarsus
üzerine yürüdü.
Aynı sene
İlhanlılar,
Lârende ve
havâlisini
tahrip ettiler.
Güneri Bey,
dağlara çekildi.
Karamanoğulları,
bu tarihten
sonra Moğollarla
bazen
anlaştılar,
bazen
savaştılar.
Güneri Bey, 1300
senesinde vefat
edince, yerine
kardeşi Mahmud
Bey geçti.
Mahmud Bey, 1308
senesinde,
Ermenilerle
savaşırken öldü.
İki oğlu
arasında çıkan
ihtilaflar,
beyliğin
birliğini sarstı
ve beylik,
Memlûklar'ın
tesir sahasına
girdi. Bu sırada
beyliğin başına
Yahşi Bey geçti.
Yahşi Bey
zamanında
Karamanoğulları,
tekrar Konya’ya
hâkim oldu.
Anadolu beylerinin
kendi başlarına
hareket etmeleri
üzerine, İlhanlı
Valisi Emîr
Çoban
idaresindeki
Moğol ordusu,
Anadolu’ya girdi
(1314). Emîr
Çoban, Konya’yı
Karamanoğullarının
elinden aldı.
Yahşi Beyin
ölümü üzerine
Karamanoğullarının
başına Bedreddin
Birinci İbrahim
geçti.
Karamanlılar,
bunun zamanında
da Konya’ya
hâkim oldular.
Bedreddin
İbrahim, 1319
senesinde Tarsus
Ermenileri
üzerine sefer
düzenleyerek
bazı yerleri ele
geçirdi.
İlhanlıların
Anadolu Valisi
Timurtaş’ın 1327
senesinde
Mısır’a kaçması
üzerine, diğer
Anadolu beyleri
gibi,
Karamanoğulları
da serbestçe
hareket etmeye
başladılar.
İlhanlıların
çöküşü ile
Karamanlılar
hudutlarını
genişletmeye
devam ettiler.
1328 senesinde
Gevele Kalesine
kadar
ilerlediler.
Beyşehir’e hâkim
oldular. 1333
senesinde
Birinci İbrahim
Bey, beylikten
çekilerek
yerini, kardeşi
Alâeddin Halil
Beye bıraktı. Bu
beyin vefatından
sonra, yeniden
Birinci İbrahim
Bey,
Karamanlıların
başına geçti.
Ölümü üzerine
yerini
oğullarından
Fahrüddin Ahmed
bey aldı.
Beyliği çok kısa
süren Ahmed Bey,
Moğollarla
savaşırken öldü
(1350). Bundan
sonra kardeşleri
Süleyman ve
Şemseddin
beyler, kısa
süreler ile başa
geçtiler.
Karamanoğulları
Beyliğinde bu
iki kardeşi,
Burhâneddin Musa
Bey takip etti.
Bu bey,
hastalığı
yüzünden
Seyfeddin
Süleyman ile
Karaman Beyi,
Lârende’ye
göndererek
kendisi Mut’a
çekildi. 1356
senesinde, Musa
Beyin yerine
Süleyman Bey
geçti. Beş sene
kadar saltanat
süren Süleyman
Bey, Sivas Emîri
Eretnaoğlu
Mehmed Bey
tarafından bir
hileyle
öldürüldü
(1361). Bundan
sonra,
Ebü’l-Feth
lâkabını taşıyan
Alâeddin Ali
Bey,
Karamanlıların
başına geçti.
Alâeddin Ali
Bey, başa geçer
geçmez,
Osmanlılar'la
münasebet kurdu.
Ali Bey, faal,
mücadeleci ve
azim sahibi bir
hükümdardı.
Osmanlı Sultanı
Murad
Hüdâvendigâr’ın
kızı Nefîse
Sultan ile
evlenerek iki
sülale arasında
akrabalık tesis
etti.
Osmanlıların
Anadolu’ya
yayılmalarından
ve beylikleri
elde
etmelerinden
çekinen Alâeddin
Ali Bey,
Eretnaoğulları
ve diğer Türk
beyleri ile bir
ittifak kurma
gayretine düştü.
Fakat Sultan
Birinci Murad’ın
aldığı yerinde
tedbirler, bu
gayretleri
neticesiz
bıraktı.
Alâeddin Ali
Bey, daha sonra
Kıbrıslıların
elinde bulunan
Gorigos (Kız
Kalesi) üzerine
yürüdü ve kaleyi
muhasara etti.
Kendisini bu
sefere teşvik
eden Moğol
kumandanı
Yelboğa
Nâsırî’nin
muhasara
sırasında ölümü
üzerine,
Karamanlılar
muhasarayı
kaldırarak geri
çekildiler.
Alâeddin Ali
Bey, daha sonra
komşu
beyliklerin
arazisinden bazı
yerleri
zaptetti. 1376
yılında
Kayseri’yi
muhasara edince,
Eretnaoğlu Ali
Bey Sivas’a
çekildi. Fakat
Eretnaoğlunun
veziri
Kadı Burhâneddin,
Alâeddin Ali
Beyi geri
çekilmek zorunda
bıraktı.
Alâeddîn Ali
Bey, kayınpederi
ve Osmanlı
Sultanı Birinci
Murad Hanın,
Rumeli’de
fetihlerde
bulunmasından
faydalanarak,
Osmanlılara ait
olan Beyşehir’i
ele geçirdi.
Bunun üzerine,
Rumeli’den
Anadolu’ya geçen
Sultan Murad
Han, yaptığı
muharebede
Karamanoğullarını
mağlup ederek,
Konya’yı
muhasara etti
ise de, Kızı
Nefîse Hâtunun
ricası ile,
aldığı yerleri
iade ederek
barış yaptı
(1386). Bu sulh,
1389 senesinde,
Sultan Murad
Hüdâvendigâr’ın
Kosova Savaşı'nda
şehid olması
üzerine,
Karamanlılar
tarafından
bozuldu.
Alâeddin Bey,
tekrar Osmanlı
topraklarına
girdi. Bu durum
karşısında,
Osmanlı sultanı
olan
Yıldırım Bayezid
Han, Batı
Anadolu’ya
geçerek,
Saruhan,
Aydın ve
Menteşe
beyliklerini
Osmanlı
topraklarına
ilhak ettikten
sonra,
Karamanoğlu
Alâeddin Ali
Beyi mağlup
ederek, tekrar
barışa mecbur
etti. Daha
sonraki
senelerde,
Timur Han'ın
Doğu Anadolu’ya
hâkim olmasıyla,
Alâeddîn Ali
Bey, ona tâbi
oldu. İki düşman
arasında kalan
Kadı
Burhâneddîn,
Karamanlılara
karşı harekete
geçti ve 1396
senesinde Konya
önlerine kadar
gelerek, beylik
topraklarının
bir kısmını ele
geçirdi. Bu
hâdiseden iki
sene kadar sonra
Alâeddin Ali
Bey, Osmanlı
Sultanı Yıldırım
Bayezid Hanın
Rumeli Seferinde
olmasından
faydalanarak,
tekrar Osmanlı
topraklarına
girdi ve
Ankara’ya
baskında
bulundu. Bu olay
üzerine Yıldırım
Bayezid Han,
büyük bir ordu
ile Karaman
seferine çıktı.
Arpaçay
Muharebesinde,
Karaman ordusunu
bozguna uğrattı.
Alâeddin Ali
Beyin Konya’ya
sığınması
üzerine,
Yıldırım Bayezid
Han, Konya’yı
muhasara etti.
On günlük bir
muhasaradan
sonra Konya
halkı, şehri
Sultan Bayezid’e
teslim etti.
Alâeddin Bey,
yakalanarak
öldürüldü.
Böylece, Karaman
Beyliğinin
toprakları
Osmanlılara
geçerek, beylik
sona erdi
(1398). Yıldırım
Bayezid, kız
kardeşi Nefîse
Hâtun ile iki
oğlu Ali ve
Mehmed Beyleri
Bursa’ya
gönderdi. Bu iki
kardeş,
Ankara Savaşı
sonuna kadar
burada kaldılar.
Yıldırım
Bayezid’in
1402’de Ankara
Savaşında,
Timur’a
yenilmesi
üzerine,
Karamanoğullarından
Mehmed ve Ali
Bey, Bursa’da
hapisten
çıkarıldı. Timur
Han, Karaman
Beyliğinin
başına Alâeddin
Beyin büyük oğlu
Mehmed Beyi
geçirdi. Kardeşi
Ali Bey, ona
tâbi olarak
Niğde emîri
oldu. Mehmed
Bey,
fetret devrinde,
Osmanlı
şehzadeleri
arasındaki taht
mücadelelerinden
istifade
etmesini bildi.
Sultan
Çelebi Mehmed
Hanın müttefiki
Germiyanoğlu
Yâkub Beyin
arazisine girdi.
Bursa üzerine
yürüyüp şehri
tahrip etti
(1413). Buna
karşılık olarak
Çelebi Mehmed
Han da,
Karamanoğulları
arazisine girdi
ve 1414
senesinde Konya
önlerinde Mehmed
Beyi mağlup
etti. Mehmed
Bey, çok
geçmeden tekrar
Osmanlı
topraklarına
girdi. Fakat,
Bayezid Paşa
karşısında
bozguna uğrayıp,
esir düştü.
Sultanın
huzuruna
getirilen
Karamanoğlu
Mehmed Bey özür
dileyince, 1415
senesinde sulh
yapıldı.
Antlaşmaya göre,
Osmanlılar,
zaptettikleri
Akşehir,
Beyşehir ve
Seydişehir’e
hâkim oldular.
Ramazanoğlu
Ahmed Bey, Timur
Hanın Anadolu’da
bulunduğu
sırada,
Karamanoğullarına
ait Tarsus
şehrini ele
geçirip, Memlûk
Sultanı Melik
Müeyyed Şeyh
adına hutbe
okuttu. İki sene
sonra Mısır ve
Şam emîrleri
arasındaki
ihtilâftan
istifade eden
Mehmed Bey, oğlu
Mustafa Bey
kumandasında bir
ordu ile
Tarsus’u tekrar
ele geçirdi. Bu
durum Memlûk
Sultanıyla
arasının
açılmasına sebep
oldu. Memlûk
Sultanı Müeyyed,
oğlu İbrahim
kumandasında bir
orduyu
Anadolu’ya
gönderdi. Mehmed
Bey, Memlûk
kuvvetlerinin
Niğde, Konya
Ereğlisi ve
Lârende’yi
zaptetmesi
üzerine
Taşeli’ne kaçtı.
Karamanoğulları
toprakları
Memlûk Devleti'nin
himayesinde
olarak, Mehmed
Beyin kardeşi ve
Niğde emîri Ali
Beye verildi. Bu
hâdiselerden
sonra,
Karamanoğlu
Mehmed Beyin
Kayseri’yi ele
geçirme
teşebbüsü
neticesiz kaldı.
1420 senesinde
yapılan
muharebede,
Ramazanoğlu
Nâsıreddîn
Mehmed Bey
tarafından esir
alınarak
Kahire’ye
gönderildi ve
burada
hapsedildi.
Mehmed Beyin
büyük oğlu
İbrahim Bey,
Osmanlılara
sığındı.
Osmanlıların
yardımı ile
Konya ve
Lârende’yi ele
geçirdi. Amcası
Ali Beyi, tekrar
Niğde’ye
çekilmek zorunda
bıraktı.
Osmanlıların,
Karamanoğullarının
iç işlerine
müdahalesini hoş
karşılamayan
Memlûk Sultanı,
Mehmed Beyi
serbest bıraktı.
Mehmed Bey, başa
geçer geçmez,
Osmanlılara
karşı cephe
aldı.
Hamidoğlu
Osman Bey ile
anlaşarak
Antalya üzerine
bir sefer
düzenledi.
Antalya Muhafızı
Hamza Bey, şehri
kahramanca
müdafaa etti.
Muhasara
sırasında Mehmed
Bey, isabet eden
bir top
güllesiyle öldü
(1423). Bu
sefere katılan
İbrahim Bey,
babasının
cenazesini
alarak
Lârende’ye
çekildi. Kardeşi
Alâeddin Ali Bey
ise, Antalya’ya
sığındı.
Böylece, ikinci
defa Karaman
tahtına çıkan
İbrahim Bey,
Osmanlıların
yardımı ile
amcası Ali Beyi
tekrar Niğde’ye
çekilmeye mecbur
etti. Fakat,
daha sonra
Osmanlılarla
olan dostluğu
bozdu. Kendisini
kuvvetli
hissedince
beyliğin
üzerindeki
Memlûk nüfuzuna
da son verdi.
Memlûklar, İsa
Beyi, kardeşi
İbrahim’e karşı
destekledilerse
de muvaffak
olamadılar. İsa
Bey, Kahire’ye
kaçtı. İbrahim
Beyin zamanında
Karamanoğulları,
en parlak
devirlerini
yaşadılar.
Osmanlılar
aleyhine ittifak
yapan İbrahim
Bey, 1433
senesinde
Macarların,
Osmanlılara
saldırmasını
fırsat bilerek
Beyşehir’i aldı.
Osmanlı sultanı,
Rumeli’de
Macarları
yendikten sonra
Karamanoğlu
İbrahim Bey
üzerine yürüdü.
Konya’ya kadar
birçok şehri
zaptetti.
İbrahim Beyin
sulh isteği,
aldığı yerleri
geri vermek ve
bir daha
antlaşmaya
aykırı harekette
bulunmamak
şartıyla kabul
edildi.
Diğer
taraftan, Memlûk
Sultanlığı ile
Dulkadiroğulları
arasındaki
ihtilaftan
faydalanan
İbrahim Bey,
Kayseri’yi ele
geçirdi. Bu
durum,
Osmanlılarla
Memlûkların
arasını açtı.
Kayseri’den
sonra Osmanlı
topraklarına
giren ve Amasya
Kalesini
muhasara eden
İbrahim Beye
karşı, Sultan
İkinci Murad Han,
kendisinden
yardım isteyen
Dulkadiroğlu
Süleyman Beye
yardımcı kuvvet
gönderdiği gibi,
Tokat sancak
beyine de bu
kuvvetlere
katılarak
Kayseri’yi
zaptetmelerini
emretti ve şehir
1436 senesinde
alındı. Bundan
sonra İbrahim
Beyin kardeşi
olan ve
Osmanlıların
yanında bulunan
İsa Bey, Karaman
arazisine
yaptığı
akınlarda
Akşehir’i ele
geçirdi.
Karamanoğlu
üzerine yapılan
akınların
birinde, İsa Bey
öldü. 1437
senesinde
İbrahim Beyin,
Osmanlı Devleti
ile sulh yapması
üzerine,
Anadolu’da
sükûnet hâsıl
oldu.
İbrahim Bey,
1444 senesine
kadar, Osmanlı
Devletine karşı
hiçbir harekette
bulunmadı. Fakat
Osmanlılar
Sofya’ya kadar
inen
Haçlı kuvvetlerini
karşılamaya
gittiklerinde,
Osmanlı
Devletini
arkadan vurmakta
da tereddüt
etmedi.
Karamanoğlu
kuvvetleri,
Ankara ve
Kütahya’ya kadar
olan yerleri
tahrip ettiler.
Sultan Murad
Han, Macarları
mağlup ettikten
sonra,
Anadolu’ya
geçerek,
Karamanoğulları
üzerine büyük
bir sefer
düzenledi. İslâm
âleminde suçlu
duruma düşen ve
çaresiz kalan
İbrahim Bey,
yemin vermek
suretiyle, ağır
şartlar altında,
Osmanlı Devleti
ile sulh yaptı.
Bu ahidnâmede
İbrahim Bey, her
sene, bir
oğluyla kendi
askerini Osmanlı
Devleti
hizmetine
göndermeyi
taahhüt
ediyordu.
Edirne-Segedin
antlaşması
bozulup,
Haçlılar,
taarruz ederek
Varna önüne
geldikleri
zaman, İbrahim
Bey yeminine
sadık kalarak,
antlaşmaya
aykırı bir
harekette
bulunmadı.
İkinci Kosova
Savaşı'nda
(1448) Haçlılara
karşı Osmanlı
ordusuna
yardımcı
kuvvetler
gönderdi.
Hıristiyanlara
karşı yapacağı
bir seferin,
üzerindeki kötü
intibâı
sileceğini
hesaplayan
İbrahim Bey,
henüz
Kıbrıslıların
elinde bulunan
Gorigos’a
taarruza karar
verdi ve 1448
senesinde,
Gorigos’u
fethetti. 1451
senesinde,
Osmanlı tahtına
Sultan
İkinci Mehmed
Han'ın
(Fatih) geçmesi,
İbrahim Beye
yeni ümitler
vermişti. Fakat,
Sultan Mehmed’in
Karaman üzerine
yürümesi, onu
tekrar barışa
mecbur etti.
İstanbul’un
fethi
hazırlıkları
sırasında
Karamanoğulları,
Venediklilerle
ticaret
antlaşması
yaptılar.
Aslında
antlaşmada
zikredilen
düşman, Osmanlı
Devletiydi.
İbrahim Bey,
1456 senesinde
Tarsus, Adana ve
Külek
taraflarını ele
geçirmek için
sefer
düzenleyince,
Memlûklar, bir
ordu göndererek
Karaman
topraklarını
tahrip ettiler.
İbrahim Bey,
Fatih Sultan
Mehmed’in
Kastamonu ve
Trabzon
seferlerinde,
antlaşma
gereğince oğlu
kumandasında
asker yolladı
(1461).
İbrahim Beyin
son günleri
ıstırap içinde
geçti. Oğulları,
sağlığında
Karaman tahtına
geçebilmek için,
mücadeleye
başladılar.
İbrahim Bey,
büyük oğlu İshak
Beyi veliaht ve
İçel valisi
yapmıştı. İshak
Bey, babasının
sağlığında
idareyi bizzat
ele aldı. Fakat,
taht
mücadelesinde
babasıyla
beraber Kavala
Kalesine
çekildi. Diğer
oğlu Pir Ahmed,
Konya’da
hükümdarlığını
ilan etti. Bu
sırada İbrahim
Bey, Kavala’da
öldü. İshak Beye
rakip olarak Pir
Ahmed’in
çıkması;
Osmanlı, Memlûk
ve
Akkoyunlu
devletlerinin,
beyliğin iç
işlerine
karışmalarına
sebep oldu.
Neticede Pir
Ahmed,
Osmanlıların
yardımını
sağlayarak
Antalya Valisi
Hamza Beyin
kuvvetleriyle
Karaman’a girdi.
İshak Bey,
yenilerek
Silifke’ye
çekildi ve
yardım için
Akkoyunlu
Hükümdarı
Uzun Hasan’ın
yanına gitti.
Pir Ahmed,
Karamanoğullarının
başına geçince,
Osmanlılara
yardımları
karşılığında
Beyşehir ve
Ilgın’ı verdi.
Fakat, Ahmed
Beyin bir süre
sonra Akkoyunlu
ve
Venediklilerle
anlaşması, Fatih
Sultan Mehmed
Hanın Karaman
üzerine sefere
çıkmasına sebep
oldu. Osmanlı
kuvvetleri
Konya’yı aldı.
Ahmed Bey,
Lârende
önlerinde
Mahmud Paşa'ya
yenilerek
Tarsus’a kaçtı.
Fatih Sultan
Mehmed, oğlu
Şehzade
Mustafa’yı,
Karaman
vilâyetine tâyin
etti ise de,
Karaman’ın yerli
halkı, beylerine
sadıktı. Pir
Ahmed Bey,
kardeşi Kasım
Beyle barışarak
Karaman Beyliği
için beraberce
mücadele etti.
Akkoyunlu Uzun
Hasan ve
Venediklilerin
teşebbüsleri,
Karaman
topraklarının
Osmanlılar
tarafından ele
geçirilmesini
önleyemedi.
Osmanlılar,
Otlukbeli Savaşı'nda
Uzun Hasan’ı
yendikten sonra,
Karamanoğlu
topraklarına
tamamıyla sahip
oldu.
Gedik Ahmed Paşa,
önce Ermenek,
sonra da Mennan
Kalesini ele
geçirdi ve
Silifke’yi
zaptetti.
Şehzade Mustafa
da
Develi-Karahisar’ı
teslim aldı. Bu
sırada Pir Ahmed
öldü ve
Karamanoğullarının
başına Kasım Bey
geçti. Kasım Bey
devrinde, bütün
mücadelelere son
verildi.
Karaman
valiliğine
gönderilen
Şehzade
Cem Sultan,
Karaman beyleri
ile dostluk
tesis ederek,
onların kalbini
kazandı.
Karamanoğullarının
son varisi olan
Kasım Bey,
Karaman valisi
tayin edilen
Şehzâde Cem
Sultan ve Sultan
İkinci Bayezid
Han ile
anlaşarak,
Osmanlı
himayesinde,
ölüm tarihi olan
1483 Şubatına
kadar, İçel
taraflarında
hüküm sürdü.
Onun ölümü ile,
Karamanoğulları
Beyliği sona
erdi. Kasım
Beyin damadı
Turgut’un oğlu
Mahmud Bey, 1487
senesine kadar
İçel’de sancak
beyliği yaptı.
Onun, beyliği
yeniden ihya
etme
faaliyetlerine
karşılık,
üzerine kuvvet
gönderildi.
Karşı duramayan
Mahmud Bey
tutunamayıp,
Memlûklara
sığındı,
Karamanoğulları
toprakları
Sultan İkinci
Bayezid
devrinde,
bütünüyle
Osmanlı Devleti
sınırları içine
alındı.
Karamanoğulları,
Anadolu
beyliklerinin,
Osmanoğullarından
sonra en mühimi,
en büyüğü, en
kudretlisi ve en
devamlısıdır.
Konya’yı, yani
Türkiye
Selçukluları’nın
merkezini elinde
tutan
Karamanoğulları,
kendilerini
Selçukluların
halefi
saymışlardır.
Fakat
Osmanoğullarının,
manevî, siyasî
ve jeopolitik
durumları,
gazâlarının
kazandırdığı
itibar ve
hükümdarlarının
emsalsiz dehası
karşısında, bu
iddiaları,
hayalden öteye
gidememiştir.
Karaman-Türkmen
Beyliği, 1250
senelerinden
1487 yılına
kadar, yaklaşık
iki yüz otuz
yedi sene hüküm
sürmüştür.
Kültür ve
medeniyet:
Karamanoğullarının
siyasî ve ticarî
ehemmiyeti,
memleketlerinin
coğrafî durumuna
göreydi. Bunlar,
kuvvetli
düşmanları
karşısında sarp
yerlere
çekilerek
korunurlar,
tehlike geçince
tekrar İçel ve
Lârende
taraflarına
gelirlerdi.
Karaman
Beyliğinin ilk
hükümet merkezi,
Ermenek’ti.
Sonraları
toprakları
genişleyince,
Lârende
kasabasını uzun
müddet merkez
olarak
kullandılar.
Konya’yı ele
geçirince,
devlet merkezini
buraya
taşıdılar. 1463
senesinde, Konya
Osmanlılara
geçince,
Lârende’yi
tekrar merkez
yapan
Karamanoğulları,
ikiye bölündü.
Bu zamanda,
muvakkat olarak
Niğde ve
Silifke’yi de
hükümet merkezi
yaptılar.
Karamanoğullarında,
memleketin
bütünü, baştaki
bey ile ailenin
diğer fertleri
tarafından idare
edildiğinden, bu
beylikte
hükümranlık,
aileye münhasır
idi ve
beylerinin resmî
ve umumî bir
unvanı yoktu.
Şehâbeddin
Ömer,
Mesâlik-ül-Ebsâr
isimli eserinde,
14. asrın ilk
yarısında,
Karamanoğulları’nın
25.000 atlı ve
25.000 yaya
askeri olduğunu
kaydetmiştir.
Bunlardan başka
aşîret
kuvvetlerinden
de
faydalanmışlardır.
Geçitler
vasıtasıyla
Konya’ya ulaşan
ticaret
yollarını
kontrol eden
Karamanlılar,
Ceneviz ve
Kıbrıs
tâcirlerinden
aldıkları
vergilerle,
mühim bir gelir
temin
ediyorlardı.
Lamos, Silifke,
Anamur ve
Manavgat gibi
kendilerine ait
limanlardan
tahsil ettikleri
gümrük resmi de
belli başlı
gelirlerindendi.
Karamanoğullarının
Ermenek, Anamur,
Lârende,
Aksaray, Niğde
ve Konya’da inşa
ettirdikleri
mimarî eserler,
Selçuklu
sanatının
takipçisi
olduklarını
göstermektedir.
Karaman’da
Nefîse Sultan
tarafından Mimar
Nûman bin Hoca
Ahmed’e
yaptırılan
Hâtuniye
Medresesi,
Selçuklu mimarî
tarzının
özelliklerini
taşır. Yine
Karaman’da 1388
senesinde
yaptırılan
Alâeddin Bey
Kümbeti, kesme
taştan on iki
köşeli olup,
üzeri yivli
konik bir külah
ile örtülüdür.
Bu eser,
Selçuklu
mimarisi
tarzından farklı
bir üslupla
yapılmıştır.
Karamanoğulları,
ayrıca birçok
yerde cami,
medrese, han
ve
kervansaraylar
inşa
ettirmiştir.
Niğde’de Ak
Medrese,
Zinciriye
Medresesi,
Aksaray Ulu
Cami; Karaman’da
İbrahim Bey
İmareti,
Nefîse Sultan
Camii, Aktekke
Camii;
Ermenek’te
Havâsıl Camii
ile Ulu Cami ve
Tol Medrese;
Konya’da Nâsuh
Bey
Dâr-ül-Huffâzı,
Has Bey
Dâr-ül-Huffâzı
ve Hasbeyoğlu
Mescidi,
Karamanoğlu
beyleri
tarafından
yapılmış
eserlerdir.
Çini sanatı,
Türkiye
Selçukluları
zamanında
zirveye çıkmış,
Karamanoğulları
zamanında da bu
durumunu
muhafaza
etmiştir. Alçı
sanatı da aynı
kuvvetle devam
etmiştir.
Karamanoğullarından
Alâeddin Ali Bey
ve haleflerinin,
gümüş sikkeleri
görülmektedir.
Karamanoğulları
(Tarih Sırasına
Göre)
1. Nûre Sûfî
Bey (başkenti:
Ereğli)
(1250?-1256?)
2. Kerîmeddin
Karaman Bey
(Başkenti:
Ermenek)
(1256?-1261)
3. Şemseddin I.
Mehmed Bey
(1261-1283)
4. Güneri Bey
(1283-1300)
5. Bedreddin
(Mecdeddin)
Mahmud Bey
(1300-1308)
6. Yahşı Han Bey
(1308-1312)
(Başkenti:
Konya)
7. Bedreddin I.
İbrahim Bey
(1312-1333,
1348-1349)
8. Alâeddin
Halil Mirza Bey
(1333-1348)
9. Fahreddin
Ahmed Bey
(1349-1350)
10. Şemseddin
Bey (1350-1351)
11. Hacı Sûfi
Burhâneddin Musa
Bey (Başkenti:
Mut) (1351-1356)
12. Seyfeddin
Süleyman Bey
(1356-1357)
13. Damad I.
Alâeddin Ali Bey
(1357-1398)
14. Sultanzâde
Nâsıreddin
(Gıyâseddin) II.
Mehmed Bey
(1398-1399)
15. Damad Bengi
II. Alâeddin Ali
Bey (1418-1419,
1423-1424)
16. Damad II.
İbrahim Bey
(1424-1464)
17. Sultanzâde
İshak Bey (1464)
18. Sultanzâde
Pîr Ahmed Bey
(1464-1469)
19. Kasım Bey
(1469-1483)
20. Turgutoğlu
Mahmud Bey
(1483-1487