Yaşar Nuri
Öztürk
İlk olarak Ayşe Özgün'le (soyadı ironik olan ender insanlardan) Her Gün isimli
programda ortaya çıktı.
Kendisine garip dini sorular soran zavallı ev kadınlarına kızarak "bu ne biçim
soru efendim.
Kitaplarımızda defalarca yazdık, hiçbirini okumadınız mı?" diyerek bağırıp çağırıyordu. Ne zaman seyircileri dövecek diye merakla izliyorduk. O kadar komik bir görüntüydü ki bu, Hamdi Alkan ve Levent Kırca hemen mevzuya atlayıp, adamın tiplemesini yaptılar.
(Hatta o skeçlerden birinin senaryosunu da ben yazdım) Çok geçmeden haftalık Aktüel dergisine kapak oldu.
Olay tam bir şoktu. Bir "din otoritesi" batılı, çağdaş bir haftalık dergiye kapak olmuştu. Vakit gazetesi hemen olayın üzerine gitti çünkü Yaşar Nuri Hoca'nın Aktüele kapak olması, islamcı basına, argo deyimle" bu da size kapak olsun" anlamına geliyordu.
İslamcı basının saldırısı Yaşar Nuri'nin işine yaramıştı. Çünkü ilk zamanlar "kim bu adam, desteklesek mi, kösteklesek mi" kararsızlığında olan medya, İslamcı basının saldırısından sonra Yaşar Nuri'yi desteklemeye karar vermişti. Medya "yürü ya kulum" demişti. Ve Hayat Bilgisi dizisindeki Afet Hoca'nın yinelediği gibi artık "hoca camide" değil "hoca tv'deydi" hem de her gün.
Çok geçmeden bu komik tepkileri olan adam Hürriyet gazetesinde yazmaya başladı.
Sonra Star gazetesine "transfer" oldu. Ve asıl bomba; CHP'den milletvekili adayı
oldu.
CHP kendi tarihinde ilk kez "dini siyasete alet etmeye" karar vermişti. Yaşar
Nuri mitinglerde söze Allah'la başlıyor, Allah'la bitiriyordu. Ve şimdiye dek
Milli Selamet cephesini "haklı olarak" dini siyasete alet etmekle suçlayan CHP
tabanı avuçları yırtılırcasına Yaşar Hoca'yı alkışlıyordu. Ve içinde
bulundukları bu garip hali hiç mi hiç yadırgamıyorlardı. Durum komikti ama biz
seyrederken gülemiyorduk.
Şimdilerde HaberTürk Tv'de Vedat Yenerer'le bir tartışma programı yapıyorlar ki
evlere şenlik, Vedat'a mı gülsek, Hoca'ya mı gülsek, karar veremiyoruz. Tam bir
Hacivat - Karagöz seyirliği söz konusu. Karagözü oynayan Vedat Yenererer o tok
sesiyle gazetelerden başlıklar okuyup "vay alçaklar, şöyle şöyle yapmışlar,
bunları asmalı kesmeli" şeklinde celalleniyor. Ardından bilirkişi Hacivat rolünü
oynayan Yaşar Nuri devreye giriyor ve "Kızma Vedatım, celallenme hemen, tamam bu
alçaklar böyle yapmış ama kesmeyelim bence üzerlerine kızgın yağ dökelim"
türünden değişik önermelerde bulunuyor.
Gülüyoruz...
Zekeriya Beyaz Veya Bir Kahraman İkonunun Çöküşü
Zekeriya Beyaz'ın medyada ilk kez geniş yankı bulduğu zamanları anımsayanlarınız
var mı bilmiyorum. Üniversitelerde "başörtüsü "yasaklanmıştı ve Zekeriya Beyaz
dekanı olduğu Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde başörtüsüne "geçit
vermeyeceğini" deklare etmişti. Dönemin "28 Şubatçı"larının gazıyla olaya
atlayan Medya hemen Zekeriya Hocayı benimsedi ve yeni "Yaşar Nuri" olarak
cilalamaya koyuldu. Fakat hangi sebeple bilmiyorum ama bu cilalama operasyonu
toplumda karşılık bulmadı.
Ama yazgının oyununa bakın ki; çok geçmeden fakülte öğrencilerinden, "Nihat
Genç" öfkesine haiz bir öğrenci, başörtüsüne karşı tavrına sinirlendiği Zekeriya
Beyaz'ı bıçakladı. İşte o an; yeni bir ikon yaratmak için mükemmel bir fırsattı.
Medyada bu fırsatı kaçırmadı tabi. Olayın üzerine gitti.
Hakikaten ben de dahil olmak üzere herkes, hocanın maruz kaldığı bu saldırıya
çok üzülmüştük. Şu şaşı bakışlı, tombik suratlı, sevimli mi sevimli yaşlı
amcanın maruz kaldığı bu saldırı Allaha reva mıydı? Üstelik Allah adına yapılmış
bu saldırı. Allaha reva mıydı? Değildi elbette. Zekeriya hocanın ikonlaşma
süreci başlamıştı.
Ama Zekeriya Hoca tam bir ikon olarak patlama yapacakken bombası patladı:
Ankara'da konakladığı bir otelde bedava sandığı porno yayın yapan PAY TV'yi
izlemiş, (hadi izledi diyelim) sonra gelen porno faturasına" da ödemem diyerek
itiraz etmişti. Eyvah ki ne eyvah! Medyanın yeni ikonu bir gece de yerle yeksan
olmuştu.
Zekeriya Hoca dürüst bir tavırla porno yayın izlediğini inkar etmedi, ama izleme
bahanesi olaydan daha da komikti; "ben o filmleri sosyolojik bir tespit yapmak
için izledim.
Birkaç kişi birbirlerine girmiş neler yapıyorlardı öyle. Kendimden utandım
valla"
Zekeriya Hoca bir ikon olarak çökmüştü, ama yine de medyayı sevmişti bir kere ve
bırakmaya da hiç niyeti yoktu. Oğlunun yayın yönetmeni olduğu Takvim
Gazetesi'nde "dini içerikli sohbet" yazılarını sürdürdü, Savaş Ay'ın nefis
tartışma programlarında öteki medya "freak"leriyle kıyasıya tartıştı. Ve bir
"komik popüler din otoritesi" olarak belleklerimizdeki yerini aldı.
İsmail Nacar Veya Groucho Marx'ın İzini Sürerken
İlk gördüğümde "Aaa adama bak tıpkı Groucho Marx" diye güldüğüm adam. Bıyık
şeklinin ve kalın kaşlarının böyle bir "komik adam" etkisi yarattığını
söyleyebiliriz elbette. Ama İsmail Nacar böyle bir etkiyle yetinecek biri
olmamalı ki, bu komik adam tavrını demeçleriyle de destekliyor. Türk tv
haberciliğine Marquez'in "büyülü gerçekçilik" atmosferini getirmiş olan Reha
Muhtar'ın bir tartışma programında Hüseyin Üzmez'le girdikleri şu diyalog çabası
şimdiden "humour top on" listesinin zirvesine yerleşmiştir.
- (gevrek gevrek gülerek) Ben bu İsmaille konuşmam, bu İsmail eskiden beri böyle
bi adamdı işte.
- (kızgınlıktan köpürmüş bir halde) Asıl ben senle konuşmam, saçma sapan adam.
Seviyeyi düşürüyosun.
- (gevrek gevrek gülerek) Yav seviye hiç çıkmadı ki düşüreyim İsmailim.
- (kızgınlıktan köpürmüş bir halde) Sus, sen düşürdün seviyeyi. Terbiyesiz adam.
Eşşek.
- (iyice gülerek) Ohooo eşşek meşşek... Oldu mu şimdi İsmailim?
- Olmuyor hakkaten İsmail bey. Çok ayıp. (Reha Muhtar araya girme gereği
hissediyor)
- ..... .... .... (İsmail Nacar, son olarak bir şeyler mırıldanıyor ama zavallı
adam Hüseyin Üzmez'in o umursamaz tavrına o kadar sinirlenmiş ki ne dediği
anlaşılmıyor)
Hüseyin Üzmez veya Devasa Ortadoğulu Rahatlığı
Akit Gazetesi yazarlarından. Özellikle Reha Muhtar programlarının aranan
simalarındandı. Ve en büyük özelliği; devasa bir Ortadoğulu rahatlığıydı. Klasik
din otoritelerinin aksine aşırı derecede rahattı. On dört yaşında işlediği Ahmet
Emin Yalman cinayetini büyük bir keyifle anlatarak bu gün olsa bu gün gene
vururdum pişkinliğini gösterebilecek bir rahatlık.
Guareschi'nin yarattığı "dindar karakterler" Aziz Nesin'in yarattığı "dindar
karakterler" e pek benzemiyor çünkü galiba İtalya'da bizim ülkemizde olduğu
kadar çok "komik din otoritesi" yok.
Son alarak bu kadar komik dindar insandan fazlasıyla baymış biri olarak
doksanların komedi ikilisi Abdurrahman Dilipak-Toktamış Ateş ikilisini de
saygıyla anmak isterim.
Mübarek
Ramazan Ayı münasebetiyle dini içerik çabası, no:1
POPÜLER DİN OTORİTELERİNİN KOMİKLİK SORUNSALI
(Popüler Kültür Denemesi)
Aziz Nesin okuyanlar bilirler; (okumayan varmış gibi) Aziz Usta'nın mizah
öykülerindeki dini otoritelerin (imam, müftü, şeyh vs) hepsi komik
karakterlerdir. Çoğunlukla aptaldırlar. Aptallıktan kıl payı yırtmışlarsa
kesinlikle sahtekardırlar. En azından şunu biliyoruz; hem dindar hem de iyi olan
bir tek karakteri yoktur rahmetlinin. Bu o kadar yerleşik bir tavır haline
gelmiştir ki kendisini taklit eden mizah yazarları ve senaryo yazarları da
dindar karakterler konusunda aynı çizgiyi izlemişlerdir. Kemal Sunal
filmlerindeki "Faizci Hacı, Sahtekar Hacı" karakterlerini anımsayınız.
Hayatının bir dönemini imam -hatiplerde okuyarak tüketmiş biri olarak Aziz
Nesin'in bu tavrı bana hep biraz "sefilce" gelmiştir. Aziz Usta'nın dindar
insana yaklaşımını fazlasıyla yüzeysel, genel olarak "kemalist ve cumhuriyetçi"
bir okura hitap ettiği için komiği aradığı yeri kurnazca bulmuşumdur.
Belki de Aziz Nesin'in yarattığı "dindar karakterleri", Guareschi'nin "Don
Camillo"suyla kıyasladığım için Aziz Usta'nın yaratısı fazlaca kısır kalmıştır.
Çünkü Guareschi hem "Papaz Don Camillo" hem de en büyük rakibi "Komünist
Belediye Başkanı Peppone" karakterini yazarken hiç birini karikatürize etmemiş,
her iki karakteri de çok gerçekçi yaratıp, her ikisine de aynı mesafede
durmuştur. Rahmetli Aziz Usta, Türk sıcakkanlılığından bir türlü sıyrılamayıp,
daha öyküye başlamadan "ehe ehe imama da bakın" tavrını niyeyse hiç
bırakamamıştır.
Hatta bu mevzuya son bir eklenti olarak; Yılmaz Erdoğan'ın Vizontele filmindeki
Erkan Can'ın canlandırdığı "Kekeme İmam" karakteri de aynı tavrın izini süren
bir karakterdir. Sol bir gelenekten geldiğini her fırsatta yineleyen senaristin
bu kadar karikatürize yazılmış bir karakterde komik arayışı da yine aynı
"kolaycılılık" tan kaynaklanan bir hatadır.
Peki Aziz Usta Yanıldı mı?
Yıllarca
yanıldığını düşünen biri olarak yanıldı demeyi o kadar çok isterdim ki. Ama
maalesef yanılmadı. Popüler kültürü çok yakından takip eden biri olarak şunu
söyleyebilirim; Aziz Usta garip bir şekilde öngördü. Televizyonlarda ve
gazetelerde gördüğünüz din adına ahkam kesen insanlara bir bakın. Ne
göreceksiniz? Devasa bir komiklik.
Yazan:

