ANNE SÜTÜ NASIL OLUŞUR ?
Meme kısmen salgı dokusu, kısmen destek ve yağ dokusundan oluşmuştur. Salgı dokusunda yapılan süt, ufak kanallar ve daha sonra ana toplayıcı kanallar boyunca meme ucuna ilerler.
Kanallar, meme ucuna ulaşmadan önce daha da genişleyerek laktiferöz sinüsler şeklini alır. Bu sinüsler, sütün içinde toplanması nedeni ile önemlidir.
Meme ucunda pekçok sinir ucu bulunduğu için çok hassas olup bu, sütün akışına yardım eden refleksler yönünden önemlidir.
Meme ucunun çevresinde areola adı verilen koyu renkli bir halka olup hafif kabarık durumda bulunabilir.
Bu yağlı bir sıvı salgılayan bezlerin varlığı nedeni iledir.
Yağlı sıvı, meme ucu derisinin yumuşak ve iyi durumda bulunması sağlar.Süt yapımı hormonlar ve reflekslerin sonucu olur.
Gebelik süresince, salgı bezleri süt yapımına hazırlanırlar. Doğumdan hemen sonra değişen hormonal değişiklikler ile süt yapımı başlar. Bebek beslenmeye başlayınca, iki refleks sonucu yeterli özelliklere sahip süt tam zamanında gelmeye başlar.
Eğer anneye verilecek öneriler de bu reflekslerden söz edilirse anne olabildiğince sütünün daha fazla gelmesine çabalayacaktır.
Bebeğinizi anne sütü yerine biberonla beslemeyi tercih ederseniz bunun dezavantajlarının yanında avantajlarıda vardır.
Besleme işlemini bir başkasıda yapabilir,bebeğinizin ne kadar süt aldığınıda görebilirsiniz.
Biberonla beslemenin en büyük dezavantajı bebeğinizde mide rahatsızlıkları ve ishale yol açacak bakterilere karşı daha dikkatli olmanız gerekecektir.
Bunun için kullanacağınız tüm gereçleri sterilize etmelisiniz.Mama hazırlarken de hazırlama şekline harfiyen uymalısınız.
Biberon memesinin deliklerini de sık sık kontrol etmelisiniz.
Delik çok küçük olursa bebeğiniz boşa çaba harcar va yorulur.
Biberon ile beslenen bebekler daha sonra anne memesini almakta zorlanabilirler.
Kauçuk meme, uzun olup bebek çekmek zorunda kalmaz. Biberondan sonra anne memesine geçilen bebekler meme başını lastik meme gibiymişcesine emmeye çalışırlar.
Meme başını çekmeyi öğrenemezler.
Emme Sorunları:
Biberondan emmeyi öğrenen bebek, anne memesini reddeder.
Meme başı şaşkınlığı adı verilen bir tablo ortaya çıkar. Anne sütü ile
beslenmenin yetersiz ve başarısız oluşu çoğunlukla birkaç kez bile olsa denenen
biberondur.
Biberon Çürüğü:
Normal koşullarda süt sıvı bir besin maddesi olduğundan ağızda ok kalmaz ve
çürük oluşumuna neden olmaz.
Ancak halkımız arasında çocuğun şekerli süt ile doldurulmuş biberonla beslenmesi
ve bala veya reçele batırılmış yalancı emziğin uyumadan önce emdirilmesi yaygın
bir alışkanlıktır.
Ayrıca bazı anneler bebeklerini 2 sene gibi uzun bir süre anne sütü ile
beslemektedirler. İşte bu şekilde beslenen çocuklarda 2-6 yaş arasında özellikle
üst ön dişlerde yaygın kahverengi çürükler görülmektedir.
Hatta çok ileri vakalarda dişlerin tamamı çürümektedir. Bu olay biberon çürüğü
olarak adlandırılır.
Etken devam ederse süt azılar da etkilenir.
1 ile 5 YAŞ ARASI BEBEK BESLENMESİ
Dokuz aydan sonra çocuğun temel gıdası olmaktan çıkan anne sütü 2 yaşına dek
anne için uygun olan bir zamanda kesilebilir.
Bir yaşından sonra 13-14 aylık olan çocuğa, çatal kaşık kullanma alıştırmaları
yapılabilir. Ailenin diğer fertleriyle birlikte sofrada oturan çocuğun ayrı
tabağı olmalı, neyi ne kadar tükettiğine dikkat edilmelidir.
Bu dönemde de çocuklar günde dört öğün beslenmeli, temel besin gruplarından (süt
ve sütlü gıdalar, etler, yumurta ve baklagiller, sebze ve meyveler, unlu ve
nişastalı besinler) yeterli ve dengeli tüketmelidirler.
Ülkemizde en sık yapılan hatalardan biri çocuğu yemek suyuyla beslemektir. Hiç
bir besleyici değeri olmayan bu beslenme biçimi uygulanmamalıdır.
Her gün yarım litre süt çocuklara verilmelidir. Süt her şekilde verilebilir.
Sütün içerdiği kalsiyum çocukların gelişimi için çok önemlidir. 25 gram peynirde
de 200 gram sütteki kadar kalsiyum vardır.
Her gün et ve baklagillerden bir ikisi beslenme listesinde bulunmalıdır.
Her gün bir yumurta yedirilmelidir. Düzenli et verilen çocuklara gün aşırı
olabilir.
Günde bir ya da iki kez sebze verilmelidir.
Günde bir iki kez meyve yenmelidir.
Fazladan bir öğün meyve vermek sebzenin yerini tutabilir. Meyve suları da
meyvenin yerine geçebilir.
Günde bir iki kez nişastalı besinler ve üç dilim ekmek beslenme listesinde
bulunmalıdır.
Çocuklara olabildiğince erken dönemde kendi kendilerine çatal kaşık kullanarak
yemeleri öğretilmelidir.
Her çeşit şekerleme, pasta, kek, dondurma sık sık verilmemesi gereken
yiyeceklerdir. Öğünler arasında çocuğa şekerleme vermek iştahı azaltarak
yetersiz beslenmeye yol açtığı gibi diş çürüklerinin de önde gelen nedenidir.
Çay ve kahve verilmesi içerdikleri uyarıcı maddeler nedeniyle sinirliliğe yol
açtığından bu içecekleri çocuklara hiç tattırmamak en iyisidir.
Bu dönemde çocuklar ağız ve diş sağlığı konusunda eğitilmelidirler. 1,5 - 2
yaşına gelen çocuğun bir diş fırçası olmalı, macunsuz olarak fırçalama eğitimi
verilmelidir. Üç yaştan itibaren diş macunu kullanmaya başlanabilir.

