1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19
Ömrümüz
Kelebek Misali
Onu
sevdiğini söylemek için yalnızca bir saatin
kalsaydı…
"Benimki kanar, senin tırnağına
çöp batsa…" Bu sözü kim söylemiş, ne
zaman ve ne için söylemiş bilmem; ama kim söylemişse
gidip alnından öpmek isterim. "Zaten senin
dışında kimsenin de bu kadar kafa yorduğu
yok." demek isterim.
Hepinize gönülden selamlar bu arada. Farklı
bir giriş yaptım ama kalbimden ilk geçen düşünceyle
başlamak istedim. "Anlamsız savaşlar yüzünden
sönen hayatlar için bizlerin birey olarak
yapabileceği bir şey yok mu?" diye sesli düşünmek
istedim. Evet başımda bombayla uyanmadığım için
şükür de ettim, ama birileri ölüm korkusuyla
gözünü bile kırpamazken, "Dün gece sıcaktan
uyuyamadım." diye şikayet ettiğim için
kendimden nefret ettim.
"Nerelerdesin?" diye soran maillerinize
bile yetişemedim. Sizleri monoloğa sürüklediğim
için özür dilerim. Amma velakin "Bedenim
burada ama ruhum nerede bilmiyorum." diyerek
kafanızda daha çok soru yaratmak istemedim.
Kitap 3. baskıya erişti. Ne mutlu değil mi?
Ama inanın gerçek manada mutlanamıyorum.
"Satışlar nasıl gidiyor?" diye
soranlara "3. baskıya girmiş."
diyorum da, karşımda durup beni tebrik edenler
kadar kendimi kutlayamıyorum. Velhasıl ben dünyanın
3. büyük savaşa gireceği endişesiyle şu
sıralar umutlarımı pek yeşertemiyorum.
Kendi umutlarımı yeşertemiyorum ama size
diyeceğim bir şeyler var yine de. Bir saniye
olsun düşünün. Kırık kaç kalp bıraktınız
geride? Allah korusun ama, tıpkı şu an Kana'da
olduğu gibi burada da anons edilseydi
"Şehri terk etmeniz için yalnızca bir
saatiniz var." diye; ilk anda kimleri aramak
isterdiniz? Hangi pişmanlıklar ağır gelirdi
kaçarken? Kime "Seni çok sevdim." ya
da "Seni kırdım. Beni affetmeni
istiyorum." derdiniz?
Zihninizde isimler sıralanmaya başladı değil
mi? Öyleyse düşünmeye, beklemeye değer mi?
Nasılsa ömrümüz kelebek misali…
|